Karamsar insan nedir? Bir Kayseri sabahında başlayan iç yolculuk
İlginizi Çekebilecek İçerik: Karamsar düşünme ne anlama gelir ?
Techmo okuyucularına özel bu yazımızda “Karamsar insan nedir” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
Kayseri’de sabahlar her zaman biraz sert başlar. Hava soğuk olur, sokaklar sessizdir ve insanın kendi iç sesi dışarıdan daha gür çıkar. O sabahlardan birinde, defterimi açıp yine aynı soruyu yazdım: Karamsar insan nedir?
Bu soruyu ilk kez sormuyorum. Ama her sorduğumda cevap değişiyor gibi geliyor. Çünkü insan değişiyor, hisler değişiyor, yaşananlar değişiyor. Ben de 25 yaşında, duygularını saklamayan, bazen fazla düşünen, bazen gereğinden fazla hisseden biriyim. Günlük tutmak benim için bir alışkanlıktan çok, nefes almak gibi.
O sabah yazdığım şey basitti: “Bugün içimde ağır bir sessizlik var.”
Ama o sessizliğin ne olduğunu o gün tam olarak bilmiyordum.
Karamsar insan nedir? Bir sokak lambasının altında düşünürken
Evin önündeki sokak lambası hâlâ yanıyordu. Geceden kalma sarı bir ışık, sabahın gri tonuna karışmıştı. O ışığın altında durup düşündüm: Karamsar insan nedir?
Belki de karamsar insan, geleceği hep biraz daha soluk gören kişidir. Belki de bir olayın iyi tarafını görmeden önce kötü ihtimalleri düşünen biridir. Ama bunları sadece tanım olarak düşünmek yetmiyor. Çünkü karamsarlık bir tanım değil, yaşanan bir hal.
Ben bunu en çok küçük şeylerde fark ediyorum. Mesela bir mesaj geciktiğinde, zihnim hemen farklı senaryolar kuruyor. “Bir şey mi oldu?” “Beni mi görmezden geldi?” gibi düşünceler bir anda büyüyor.
O an fark ettim ki karamsar insan, sadece olaylara değil, olasılıklara da duygusal tepki veren insanmış.
Ve bu düşünce, içimde hafif bir sızı bıraktı.
Bir kahveci köşesi ve içimde büyüyen sessizlik
O gün dışarı çıkmak istedim. Kayseri’nin merkezine doğru yürüdüm. Küçük bir kahveciye girdim. Cam kenarına oturdum. Elimde defter, önümde soğuyan bir kahve.
İnsanları izlemeye başladım.
Yan masada iki kişi gülüyordu. Bir şey anlatıyorlardı, yüzleri canlıydı. O an içimde tuhaf bir kıyas başladı. “Ben neden böyle değilim?” diye sordum kendime. Sonra daha sert bir düşünce geldi: “Ben hep böyle miydim?”
Karamsar insan nedir? sorusu o an zihnimde daha keskin bir hal aldı. Çünkü karamsarlık sadece düşünce değil, bakış açısıydı artık.
Bir an hatırladım: Çocukken daha kolay gülerdim. Bir şeyleri daha az sorgulardım. Ama zaman geçtikçe, her şeyin arkasında başka bir anlam aramaya başlamıştım.
Bu iyi mi kötü mü, hâlâ bilmiyorum.
Defter sayfalarında büyüyen düşünceler
Defterimi açtım ve yazmaya başladım:
“Bazen en büyük hayal kırıklığı, hiçbir şey olmadan önce yaşanıyor.”
Bu cümleyi yazarken fark ettim ki, karamsarlık geleceği yaşamak gibi bir şeydi. Henüz olmamış bir şeyi şimdiden hissetmek.
Karamsar insan nedir? diye tekrar düşündüm. Belki de karamsar insan, henüz gerçekleşmemiş kayıpları bile yas tutar gibi yaşayan kişidir.
Bu düşünce biraz ağır geldi bana. Ama kaçmadım. Çünkü kendimden kaçmayı artık istemiyordum.
Defterimde sayfalar dolarken içimde iki ses vardı:
Biri “Her şey kötüye gidebilir” diyordu.
Diğeri ise çok sessiz bir şekilde “Belki de her şey değişebilir” diyordu.
Ama o gün ilk ses daha baskındı.
Bir telefon bildirimi ve kırılan beklenti
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Karamsar eş anlamlısı nedir ?
Telefonum titredi. Basit bir bildirimdi. Önemsiz gibi görünüyordu ama içimde küçük bir umut kıpırtısı olmuştu.
Mesaj sandım. Ama değildi.
İşte o an, karamsarlık kendini daha net gösterdi. Küçük bir beklenti, küçük bir hayal kırıklığına dönüşmüştü.
Karamsar insan nedir? sorusunun cevabını o an daha iyi anladım: Küçük şeylerden büyük anlam çıkaran insan.
Belki de sorun olayın kendisi değildi. Sorun, benim ona yüklediğim anlamdı.
Kahvemi yavaşça içtim. İçimde bir şey çözüldü ama yerine başka bir şey doldu: Sessiz bir yorgunluk.
Kayseri sokaklarında yürürken geçmişe dönüş
Kahveden çıktım. Soğuk hava yüzüme çarptı. Yürümeye başladım. Sokaklar kalabalık değildi ama içimdeki düşünceler oldukça kalabalıktı.
Bir anda lise yıllarım aklıma geldi. Daha basit günler… Daha az düşünce, daha çok an.
O zamanlar “Karamsar insan nedir?” diye sorsalar, muhtemelen anlamazdım bile. Çünkü o zamanlar gelecek uzak bir fikirdi. Şimdi ise her gün yanı başımda oturuyor gibi.
Yürürken şunu fark ettim: Karamsarlık, geçmişle geleceğin arasında sıkışmak gibi bir şey.
Geçmişte kaybettiğim şeyleri düşünüyorum, gelecekte kaybedebileceklerimi hayal ediyorum. Ve bugünü bazen arada unutuyorum.
Bu fark ediş beni biraz sarstı.
Bir akşamüstü ve içimdeki kırılgan umut
Akşamüstü eve döndüm. Odam sessizdi. Defterimi tekrar açtım. Bu sefer farklı bir şey yazmak istedim.
“Belki de karamsarlık, her şeyin kötü olacağına inanmak değil, iyi olmasına inanmakta zorlanmaktır.”
Bu cümleyi yazarken içimde hafif bir sıcaklık hissettim. Çünkü tamamen karanlık değildi düşüncelerim. Sadece zorlanıyordu.
Karamsar insan nedir? sorusunu yeniden düşündüm. Belki de karamsar insan, umut etmek isteyen ama bunu yaparken bile temkinli davranan kişidir.
Bu düşünce bana yabancı gelmedi. Çünkü ben de çoğu zaman umut ederken bile kendimi geri çekerim. “Ya olmazsa?” sorusu hep bir gölge gibi arkamdadır.
Ama o akşam, ilk kez bu gölgeye kızmadım. Sadece onunla oturdum.
Gece ve defterin son sayfası
Gece olduğunda Kayseri daha da sessizleşir. Dışarıdan gelen sesler azalır, iç sesler çoğalır.
Işığı kapattım. Yatağa uzandım ama uyumadım. Defterim yanımdaydı.
Son bir şey yazdım:
“Karamsar insan nedir? Belki de her şeyin farkında olup yine de yürümeye devam edendir.”
Bu cümleyi yazarken gözlerim doldu. Çünkü içinde hem kırgınlık vardı hem de küçük bir direnç.
Karamsarlık tamamen bir karanlık değilmiş gibi hissettim o an. Daha çok, ışığın az olduğu ama tamamen sönmediği bir oda gibiydi.
Ve ben o odada yürüyordum.
Ertesi sabaha kalan şey
Sabah uyandığımda içimde tamamen değişmiş bir his yoktu. Karamsarlık gitmemişti. Ama biraz şekil değiştirmişti.
Artık ona daha farklı bakıyordum. Daha az düşman, daha çok yol arkadaşı gibi.
Karamsar insan nedir? sorusunun cevabı artık tek bir şey değildi benim için. O, bazen sessizce düşünen, bazen fazla hisseden, bazen hayal kırıklığı yaşayan ama yine de sabah uyanan insandı.
Pencereden dışarı baktım. Aynı sokak, aynı soğuk hava, aynı şehir…
Ama içimde küçük bir değişim vardı.
Belki de mesele karamsarlığı yok etmek değildi.
Belki de onunla birlikte yaşamayı öğrenmekti.
Ve ben bunu yeni yeni öğreniyordum.