Hamsi’nin Diğer Adı Nedir? Kayseri’den Bir Hatıra
Kayseri’nin sabahlarında güne başlamak, her zaman yeni bir umut gibi. Havanın soğuk, ama içindeki sıcaklığı hissettirdiği o sabahları severim. Benim için bu şehre ait olan her şey, eski bir zamanın, bir kaybolmuş yazın izlerini taşıyor. Bazen bir koku, bazen bir çığlık, bazen de bir yemek… Bu yazı da bir yemekten yola çıkarak başlayacak, ama bir yerden sonra başka yerlere kayacak. Bir kış akşamı, evin mutfağında yaşadığım bir anı anlatmak istiyorum. Belki de hepimizin içinde bir hamsi, bir deniz, bir çırpınan umut var…
1. Bölüm: Bir Anı, Bir Koku, Bir Yemek
Yıl 2022, Kayseri’nin karla kaplı sokakları, şehri tam anlamıyla sarhoş etmişken, ben annemin mutfağında bir şeyler hazırlıyordum. O gün dışarıda hava inanılmaz soğuktu ama içeriye giren güneşin sıcaklığı sanki sırtıma bir yorgan gibi geliyordu. Aniden aklıma takıldı, hamsi…
Kayseri’de, hamsiyi bulmak her zaman zor olmuştur. Deniz kıyısında yaşamadığınız sürece bu balığı sofralarınızda görmek, özel bir anlam taşır. Hamsi, sadece bir balık değil, o günlerime dair bir hatıra gibiydi. Hamsiyi ilk kez deniz kenarında yemiştim, yıllar önce. O anın kokusu hâlâ burnumda. İyi de, hamsi bu kadar özelken, neden her zaman bir adı daha vardı?
Hamsi’nin diğer adı nedir? Bu soruyu kendi kendime sorarken, gözlerim aniden annemin mutfağında hazırladığı o kocaman tabağa takıldı. Üzerinde kırmızı biberler, limon dilimleri… O kadar içten bir yemekti ki bu. “Hamsi” dedi annem, “bize bahar getiren balık!” Yani hamsinin bende başka bir anlamı vardı: umudu temsil ederdi, denizin soğuk sularından çıkarak, soframa oturan bir küçük mucize gibi.
2. Bölüm: Bir Tadı, Bir Hatıra
Annemi çocukken hep mutfakta bulurdum. Hemen her öğün için bir şeyler pişirirdi; ama hamsi başka bir şeydi. O yemekteki lezzet, her zaman bir “yeniden doğuş” gibiydi. Hamsi, sadece o akşam yemeğinde değil, eski zamanlardaki masalarda da vardı. Hamsi, dostluktu, sevgiydi, evdeki o sıcaklıkta herkesin bir arada olmasıydı.
Bir akşam, çok eski zamanlardan birini hatırlıyorum. Sanırım on yaşındaydım. Annem, babam, kardeşim ve ben… Dört kişilik bir aile. Bizim evde, her yemek bir kutlama gibiydi. O akşamda hamsi vardı. Evimizin küçük salonunda otururken, annem bir an gözlerimi yakalayarak bana baktı ve “Hamsi’nin diğer adı nedir?” diye sordu. Şaşırmıştım. Hamsi mi?
“Umudun balığı,” dedi. “Biliyor musun, denizde her zaman bir hamsi vardır. Her zaman! En kötü fırtınada bile, hamsi var.”
O zaman anlamamıştım, ama yıllar sonra fark ettim ki annemin söylediği o söz, hayatın karmaşık ama bir o kadar da anlamlı bir özetiymiş. Gerçekten de hayat, bazen hamsi gibi. Küçük, ama her şeyin içinde bir umut taşıyan bir şey.
3. Bölüm: Hamsi ve Deniz
Bir sabah, Kayseri’de yalnız başıma yürürken, gözlerimi denize, nehrin kıyısına dikmiştim. Kayseri’de deniz yoktu ama benim içimde hep bir deniz vardı. Her zaman bir yerlerde deniz vardı. O denizle birlikte, hamsinin ismini daha iyi anlamaya başladım. Hamsi, denizin derinliklerinden çıkar, taze, sağlıklı ve umutlu olurdu. O küçük balık, bazen hayatın en büyük sorunlarına dahi göğüs gererdi.
İçimden geçen bir his var: Yaşam bazen en küçük şeylerde gizlidir. O küçük hamsinin içinde kaybolan büyük umutları hep arıyorum. O an, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, denizin ve hamsinin benim için daha büyük bir anlam taşıdığını fark ettim. Bunu anneme anlatmaya karar verdim.
Evde, akşam yemeği hazırlarken, anneme o anımı anlattım. “Hamsinin diğer adı umudu taşıyan balık,” dedim, “Hamsi, bizleri her zaman taze tutan, denizin soğuk sularından gelen bir hatıra.” Annem gülümsedi, gözlerinde bir ışıltı belirdi.
“Hamsi,” dedi, “insanın en zor zamanında da karşısına çıkar. Hep bir çıkış yolu vardır, her zaman.”
4. Bölüm: Hamsi’nin Gücü
Hamsi’nin gücü bence bu. Hiçbir zaman kendini unutulmuş hissetmezsin. Hamsi, insanın içinde bir umut ateşi yakar, kimse fark etmeden. Kayseri’nin soğuk kış akşamlarında bir tabak hamsi, belki de bana unutulmaz bir ders veriyordu: “Umudunu kaybetme.”
Ve her defasında, hamsinin adını duyduğumda, gözlerimde bir ışık yanar. Çünkü hamsi, sadece bir yemek değil; hayata tutunma şeklidir. Bazen en küçük şeylerde, en derin anlamları bulabiliriz.
5. Bölüm: Sonuç
Kayseri’de yaşarken, denizi hayal etmek bazen zordur. Ama annemle yaptığım o yemek, bana sadece bir balık değil, aynı zamanda hayatta tutunacak bir umut verdi. Hamsinin diğer adı, belki de bu yüzden “umut”tu.
Bir tabak hamsi, belki de çok küçük bir şey gibi gelir. Ama içinde kaybolan o büyük anlam, hayatın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatır insana. Ve bir gün, bir kış akşamı mutfağa girip hamsi pişirdiğinde, belki de sen de fark edeceksin ki, hamsi sadece bir balık değil, bir hayat öğreticisidir.